12 Haziran 2009 Cuma

Fw: SAKLANAN BELGE

 

SAKLANAN BELGE (Atatürk ve Hz.Muhammed...Bilin meyen Gerçek!!!) 
Atatürk ve Hz.Muhammed, Bilinmeyen Gerçek!!!
(Can Ataklı 09.08.2008 Tarihli Yazısı)
Pazartesi akşamı Avrasya Televizyonu' nda Lale
Şıvgın'ın sunduğu 'Beyin Fırtınası' programına katılmıştım
biliyorsunuz.
Programın diğer konukları Nevzat Yalçıntaş ile Erol Manisalı idi.
Nevzat Yalçıntaş program sırasında Atatürk'le
ilgili küçük bir anekdota yer vererek 'Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı. Atatürk sıranın Hazreti Muhammed'in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek, 'Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu
aşağı gönderirim' demişti. Bunun üzerine Suudiler
Hazreti Muhammed'in kabrine dokunamamıştı. Ama bu telgraf yok edildi' dedi.
Programın ana konusu kapatma davası olduğu için bu
konu fazla uzun sürmedi.
Programdan sonra Lale Şıvgın, yayının yapıldığı
Doğatepe tesislerinde bizlere birer çorba ikram etti. Bundan yararlanarak Yalçıntaş'a 'Hocam programda anlattığınız olayın ayrıntılarını söyleyebilir misiniz?' diye sordum.
1981 yılında 12 Eylül askeri yönetimi Atatürk'ün
100. doğum yılı nedeniyle kapsamlı bir program hazırlamış. Prof.
Yalçıntaş o dönemde İlim Kurulu'nun başına getirilmiş. Amaç Atatürk'le
ilgili çeşitli kaynaklardan arşiv araştırması yapmak ve 'bilinmeyen
Atatürk'ü' ortaya çıkarmakmış.
Yalçıntaş, 'Dışişlerinde Münir Bey vardı.
(Soyadını hatırlayamadı) İyi bir araştırmacı ve arşivciydi. Ona Dışişleri Bakanlığı arşivlerinin araştırılması görevi verilmişti' diyerek anlatmaya başladı.
Sonra da sürdürdü: 'Bir gün Münir Bey aradı.
Çok ilginç bir belge bulduğunu, bunu getirip göstermesi gerektiğini söyledi. O sırada benim çalıştığım başbakanlık binası ile dışişleri binası aynı yerde.
Hemen atlayıp geldi. Çok heyecanlıydı.'
Prof. Yalçıntaş, Münir Bey'in gösterdiği belgeye
baktığında çok şaşırdığını belirterek şöyle devam etti: 'Belge bir
telgraf metniydi. Henüz yeni kurulan Suudi devletinin kralına
gönderilmişti. Telgrafta 'Hazreti Muhammed'in mezarının yıkılacağını
derin üzüntü içinde öğrendim. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız.
Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam orduyu aşağıya
gönderirim' anlamına gelen cümleler vardı.'
Yalçıntaş, burada Hazreti Muhammed'in mezarı ile
ilgili kısa bir detay anlattı. İngiliz işgali sırasında komutan olan
Fahrettin Paşa'nın kabri terk etmemek için uzun süre direndiğini, aç
kaldıklarını bu nedenle çekirge yiyerek beslendiklerini, sonunda
İngilizler'in hiçbir şekilde dokunmamaları kaydıyla Hazreti
Muhammed'in mezarını terk ettiklerini ancak kutsal
emanetleri de yanlarına aldıklarını söyledi.
Şimdi gelelim belgenin bulunmasından sonraki gelişmelere, çünkü vahim ve ilginç olan bu: Nevzat Yalçıntaş'ın anlattığına
göre Münir Bey belgeyi önce bir üst amirine götürüyor. Belge oradan
daha yukarı taşınıyor. Sonunda müsteşara oradan da Bakan İlter
Türkmen'e geliyor.
Tabii Evren Başkanlığı'ndaki Milli Güvenlik Konseyi'nin de haberi oluyor.
Sorun şu: Bu belge ne yapılacak? Dönemin Atatürkçü
komutanları ve onların emrindeki bürokrasi bu belgenin açıklanmasını
istemiyor. Ancak belge de ortaya çıkmış bir kere. Sonunda o dönemde
yazılan ve şimdi kitapçılarda tek nüshası bile kalmayan bir Atatürk
kitabının içine, hiçbir anons yapılmadan
konuyor.
Kısacası konu adeta kapatılıyor, sadece o tuğla gibi kalın kitabı sonuna kadar okuyanların dikkatini çekecek biçimde
'zevahiri kurtarmak' adına konuyor.
Peki bu belge şimdi nerede? Kimin koruması altında?
Bu da bilinmiyor.
Bilinen tek şey, Atatürk'ün İslam aleminin peygamberi Hazreti Muhammed'in mezarının ortadan kaldırılmasını önlemesi
herkesten saklanıyor.
Hazreti Muhammed Mescidi Nebevi'de yatıyor
Hazreti Muhammed 571 yılında doğdu 632 yılında vefat etti. Peygamberimiz Medine'de oturduğu evde toprağa verildi. Bu mezar bugün dünyanın en büyük camisi olan Mescidi Nebevi'nin içinde.
Mescidi Nebevi, Hazreti Muhammed'in Mekke'den
Medine'ye göç etmesinden sonra ilk namaz kıldığı yer. Hazreti
Muhammed, Medine'de oturduğu evin hemen yanına kentin ilk mescidini
inşa ettirmişti. Bu mescit geçen yıllar içinde defalarca yenilendi.
Bugün 600 bin kişinin aynı anda namaz kılabildiği Mescidi Nebevi'nin
korumasını çok uzun yıllar
Osmanlı askeri yapmıştı.
Arabistan'da mezar adeti yoktur. Ölüler herhangi bir yerde toprağa verilir, üzerine belirleyici bir şey konmaz. Bu nedenle
sadece Hazreti Muhammed'in mezar yeri ile ilgili bilgi vardır. O'nun
dışındaki İslam büyüklerinin mezarlarının yeri bilinmez. Bir süre önce
Hazreti Muhammed'in annesine ait olduğu ileri sürülen bir mezar ortaya
çıkarılmıştı. Ancak Suudi yönetimi bu
mezarı da ortadan kaldırmış ve yerine otopark yapmıştı.
Atatürk'ün müdahalesi olmasa Suudiler, Mescidi
Nebevi'nin hemen dibindeki Hazreti Muhammed'in mezarını da tamamen
ortadan kaldıracaktı. Nitekim Hazreti Muhammed'le aynı yere
defnedildikleri bilinen Sahabe'nin önde gelen isimlerinin mezar
yerleri bugün dümdüzdür.
Nevzat Yalçıntaş'la sohbetimiz sırasında 'Bir gün Yaşar Nuri Öztürk Bey aradı. Benim bu anlattığımı duymuş, belgeye
nasıl ulaşabileceğini sordu' dedi. Ben de 'Belgeyi bulmuş mu?' diye
sorunca 'Onu bilemiyorum, ama galiba bir kitabına koymuş ben
okuyamadım' dedi.
Bunun üzerine önceki gün Yaşar Nuri Öztürk'ü aradım. Öztürk, Yalçıntaş'ın anlattıklarını doğrulayarak, 'Ancak bunu
henüz bir kitabıma koymadım.
Araştırmayı aşağı yukarı tamamladım, Gazi Mustafa Kemal ve İslam isimli çok kap samlı bir kitap hazırlıyorum, bunun bitmesi üç yılı alır. Konu bu kitapta yer alacak' dedi.
Milletvekili olduğu sırada bu belgeye ulaşmak için çok
çalıştığını söyleyen Öztürk, 'Belge Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde.
Milletvekili sıfatımla bu arşivlerde çalışmak için bakan Ali Babacan'a
başvurdum, ama bana izin vermedi' diye konuştu.
Öztürk'e 'Peki hocam, böyle bir belgenin açıklanmasını neden istemiyorlar? ' diye sordum. Öztürk'ün cevabı çok ilginç
oldu.
Şöyle dedi: 'Atatürk'ü din ve İslam dışı göstermek isteyenler elbette bu belgeden rahatsız olacaklardır. Bu nedenle dini siyasete alet edenler emperyalistlerle iş birliği bile yapabiliyor.
Dincilerle İslamı reddedenler bu noktada birleşebiliyor. '
ATATÜRK'ÜN DİNİMİZDEN BİLİNÇLİ OLARAK
HIZLA UZAKLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILDIĞI GÜNÜMÜZDE
LÜTFEN BU BİLGİ NOT'unu TANIDIKLARINIZLA PAYLAŞIN....

Hiç yorum yok: