5 Ekim 2010 Salı

KÜRTLER LENIN'E ÇOK KIZACAK (Alinti)

VLADIMIR ILIÇ LENIN: “KISI AYNI ZAMANDA HEM DEMOKRAT, HEM OKULLARI
ULUSAL TOPLULUKLARA GÖRE AYIRMA ILKESININ SAVUNUCUSU OLAMAZ!”
Bir haftadır “Dil Bayramı”nı kutluyorduk.
Kaçımız bunu biliyor?
Türkçemiz garip, Türkçemiz yalnız; sindirilmis, ezilmis!
Ama bu ülkede, her ulusal topluluğun (her değisik halkın) “anadilde eğitim
görmesi” gerektiğini vaazeden, kafamızı gözümüzü bilgisizlik ve cehaletle yararak
konusanları her gece üzülerek dinliyoruz.
Bu çarpık düsünceleri “sol” adına ve “demokratlık!” adına TV’lerde ileri sürenlere
Lenin’in düsüncelerini anımsatmayı bir borç bildik.
Çünkü Lenin, -ta 1913 yılında- bu yazıyı sanki bu beyler için yazmıs!
Bir edebiyatçı olarak, dil bayramımızı, asağıdaki mükemmel yazıyla, yalancıların
kararttığı temiz alanları aydınlatacağı, sosyalistlere cesaret vereceği umuduyla
kutlamak istiyorum:
(Konumuz değil ama sunu da hemen belirteyim ki, bu kitapların Türkçe çevirilerinde
“ulus” sözcüğü iki anlamda kullanılmaktadır: 1- Modern anlamda ulus, 2- Alp Er
Tunga’nın deyimi anlamında ulus: yani halk, milliyet. “Ulusalcılık!” kavramı
etrafındaki düsmanlık, çevirilerin iste bu 1.nin 2.ci anlamda yanlıs
yorumundan ortaya çıkmaktadır!)
***
“Kültürde ulusal özerklik (ya da ‘ulusal gelismenin özgürlüğünü güvence altına alacak
kurumların yaratılması’) denen planın ya da programın özü, her ulusal-topluluk için ayrı ayrı okullar kurulmasıdır!
(…)
Sorulması gereken soru, böyle bir bölünmeye, genel olarak demokrasi açısından ve özel olarak da proletaryanın sınıf savasımının
gerekleri açısından izin verilip verilmeyeceğidir.
Böyle bir soruyu hiç duraksamaksızın ‘kesinlikle izin verilemez!’ diye yanıtlamak için, ‘kültürde ulusal özerklik’ programının
özünü yakalamak yeterlidir.
Baska baska uluslar (halklar (A.Y.) tek bir devletin sınırları içinde yasadıkları sürece, milyonlarca, milyarlarca iktisadi, yasal,
toplumsal bağla birbirlerine bağlıdırlar.
Eğitim bu bağlardan nasıl ayrı tutulabilir?
Bundun (Ayrılıkçı Yahudi Partisi, A.Y.) ‘çarpıcı saçmalık!’ bakımından klasik olan formülüyle söyleyelim; eğitim,
devletin ‘yetki alanının dısına’ çıkarılabilir mi?
Eğer tek bir devletin sınırları içinde yasayan değisik ulusal topluluklar, iktisadi bağlarla birbirine bağlıysalar, o ulusları ‘kültürel’
ve özellikle eğitsel alanda sürekli olarak bölüp ayırmak saçma ve gerici bir sey olur.
Tam tersine ulusal toplulukları eğitsel alanda birlestirme çabası gösterilmelidir!
(…)
Kisi aynı zamanda hem demokrat, hem okulları ulusal topluluklara göre ayırma ilkesinin savunucusu olamaz!
Dikkat edilsin ki bu noktada konuyu yalnızca genel demokratik (yani burjuva demokratik) görüs açısından tartısıyoruz.
Okulların, milli topluluklara göre ayrılmasına, isçi sınıfı savasımı (sosyalizm, A.Y.) açısından çok daha siddetle karsı
koymalıyız!
Belli bir devletin içindeki ulusal topluluklar kapitalistlerinin, hangi ulustan olduklarını dikkate almaksızın tüm isçilere karsı
yöneltilmis olan sirketlerde, imalathanelerde birlestiklerini bilmeyen mi var?
Geliskin kapitalizmi yakından tanıyan kent isçileri okulları ulusal topluluklara göre ayırmanın yalnızca zararlı bir tasarım olmakla
kalmadığını, üstelik kapitalistlerin hilekarca bir dolandırıcılığı olduğunu içgüdüleriyle ve mutlaka anlarlar.
(…)
Đsin aslında, ‘kültürde ulusal özerklik’, yani eğitimin ulusal-topluluklara göre kesinlikle ve tümden ayrılması,
kapitalistler tarafından değil (çünkü onlar henüz isçileri bölmek için daha kaba yöntemlere basvuruyorlar),

Avusturya’nın oportünist darkafalı aydınları tarafından bulunmustur. Darkafalılıkta ve ulusalcılıkta (milliyetçilikte) esi
bulunmayacak olan bu düsüncenin, karma nüfuslu demokratik Batı Avrupa ülkelerinin hiçbirinde izine bile rastlanmaz.
Umutsuzluk içinde kıvranan küçük-burjuvadan gelme bu düsünce, ancak Doğu Avrupa’da, tüm kamu yasamının, siyasal yasamın
küçük rezilce bir kavgayla gemlendiği, geri, feodal kilisenin siyasete egemen olduğu bir ülkede ortaya çıkabilirdi! (…)
Đste ‘kültürde ulusal özerklik’ denen budalaca düsünceyi yaratan psikoloji budur.
Enternasyonalizmini aziz tutan bilinçli isçiler, incelmis ulusalcılığın (milliyetçiliğin) bu saçmasını asla kabul etmeyecektir!
(…)
Genel olarak tasfiyecilerle Bundçuların bu sorunda Avusturya’dan örnek göstermelerini okumak oldukça eğlendirici.
Her sey bir yana, çok-uluslu ülkeler içinde neden en geri olanı örnek alınıyor? Neden en ileri olanı örnek alınmıyor?
Bu, bir anayasa modeli için yüzünü Fransa, Đsviçre, Amerika gibi ileri ülkelere değil ama daha çok Prusya ve Avusturya gibi geri
ülkelere geri dönen kötü Rus liberallerinin, kadetlerin tavrıdır.
(…)
Rus emekçi sınıfı, bu gerici, zararlı ve küçük burjuva ulusalcı (milliyetçi) nitelikte düsünceyle çarpısagelmistir ve bunu
sürdürecektir!”
(V.I.LENIN, “Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtulus Savasları” Çev. Yurdakul Fincancı, Sol Yayınları, Ekim 1993 Ankara,
ikinci baskı, s. 95-96-97-98)
Ahmet Yıldız
Odatv.com

Hiç yorum yok: