7 Haziran 2014 Cumartesi

SEDYEDE YARALI YATARKEN ÇİZMESİNİ ÇIKARMAK İSTİYEN EMEKÇİ OLAYINA FARKLI BAKIŞ

DOĞAL İNSANİ DAVRANIŞLAR ALKIŞLANMALIMI?:

Evet doğal insanlığımızın gerektirdiği ve aslında yapmak zorunda olduğumuz davranışlarımız için alkışlanmalımıyız?

Canalıcı soru budur.

Canım Soma’lı emekçi kardeş gayet doğal ve herzamanki güzel yüreğiyle sedyeyi kirletmek istemeyince göz yaşlarını tutamadı insanlarımız hep birlikte alkışladı emekçi kardeşimizi.Birkaç gün sonra ödünç aldığı battaniyeyide geri iade edince ikinci bir dalga yaşadı duygu patlamasında toplumumuz.

Burada durup düşünmek gerekiyor toplumumuz böyle gayet doğal insani davranışları görünce niçin duygulanır.

Emperyalist Kapitalist sistem kendi doğası gereği bencil,egoist çok ve pahallı tüketen insan tipini yaratmak zorundaydı ve yarattı.

Kültür bombardımanıyla insanların duygu ve beyin kimyasıyla oynayıp sistemin ihtiyacı olan GDO lu insan modeli oluşturdu.

İnsanlar artık güzellikleri duyguyu gerçek aşkları ve erdemli davranışları filmlerde görüp, genlerinde kodlanmış fakat sistem tarfından köreltilmiş olan bu duygularını filmlerde yaşamaya başladılar.Bir nevi üreten ve tüketen zombiler haline getirildi insanlık.

Gerçek hayatta görmeye ve yaşamaya alışık olmadığı böylesine güzel ve erdemli davranışları görünce köreltilmiş olan genleri zayıfta olsa içini titretmeye duygulanmaya ve bu tür davranışları gösterebilen GDO lanmadan kısmende olsa kurtulabilmiş nadir insanları ve davranışlarını alkışlamaya başlıyorlar maalesef.

Bence erdem alkışlanmaz çünkü insan olabilmenin zorunluluğudur erdem.

Tersine aksi davranışlar lanetlenmelidir.

Zaten erdemin ve zorunlu insani davranışların alkışlanmasından dolayıdırki karşılıksız menfaatsiz hiçbirşey yapmamaktadır toplum.

Dini inançları kuvvetli olanlar dahi cennet rüşveti olmadan erdemli davranamamaktadırlar.İleride pozitif bilim cennet ve cehennem kavramlarının olmadığını ispatlar ise eğer o zaman doğacak kaosu düşünemiyorum bile.

Bu Kapitalist-Emperyalist kültür erezyonundan,beyinlerin onların çıkarlarına uygun GDO lanmasından nasıl kurtulunabilir.

İşte burada Mustafa Kemal ATATÜRK ve Başkan MAO yu çok iyi anlamak gerekiyor.Bu müthiş liderler sistemleri değiştirmekten çok daha önemli kimyalarıyla oynanmış kendi kendine yabancılaştırılmış insan beynini değiştirmeye odaklandılar.

Mustafa Kemal ATATÜRK Cumhuriyetin kuruluşundan sonra hayata geçirdiği devrimler sayesinde ümmet beyinleri,özgür bireylere dönüştürüp,toplumun kimyasını tedavi etmeye çalışmıştır.Kemalizm bu mücadelesinde çok başarılı olmasına rağmen zamanla emperyalizmin kültür operasyonlarına direnememiş ve Türk Ulusunun beyni kapitalizme göre şekillenmiştir.Fakat o mücadelenin bir çok kazanımı silikte olsa günümüze kadar gelmiştir.

Aynı şekilde Başkan MAO da imparatorluktan miras kalan haşhaşla uyuşturulmuş koca bir Çin ulusunu Kültür Devrimleriyle ayağa kaldırmış ve koca bir dev yapmıştır.Fakat sonuç istenildiği gibi olabilmişmidir acaba?Maalesef.

Çünkü merkez emperyalist odakların beyinsel kültür bombardımanı sürekli devam etmekte ve maalesef başarılı olmaktadırlar.Fakat bu büyük kültür devrimlerinin kazanımlarına Çin toplumunda raslanmaktadır:

Burada geçenlerde TV de rastladığım bir haberi yazmak istiyorum;

Çin de temizlik işçiliği yapan genç bir çiftin aileden kalma arsalarına karşılık onbir daire veriliyor,fakat bu çift onbir daireye karşılık işlerini bırakıp kenara çekilmiyorlar;Muhabir genç çifte hayretle nedenini soruyor aldığı cevap çok ilginç;”Genç bayan çocuklarına paranın onları bozamayacağını anlatabilmek ve onlara kötü örnek olmamak için” işlerini bırakmadıklarını anlatıyor.İşte MAO nun kültür devrimlerinin sık raslanamayacak miraslarından biri.

GERÇEK İNSANI GERİ GETİRMEK:

Toplumsal ilerleme mücadelesinin en önemli sorunlarından biri iyi güzel eşitlikçi toplum sistemini kurmaktan çok daha mühimi kurulacak bu sistemi yaşatabilmek ve yozlaşmasını önleyebilmektir.

Maalesef günümüze kadar büyük emek ve özverilerle kurulan Sosyalist toplumlar içten ve dıştan uğradıkları emperyalıst kültür saldırılarına karşı alternatifler geliştirememiş devamlılıklarını sürdürememiş ve bazıları kapitalist sistemlere dahi rahmet okutur hallere gelmişlerdir.Ve bu toplumların kurulmasında kendilerini feda eden milyonlarca güzel insanın emekleri heba edilmiştir.

İşte tam burada GERÇEK İNSANI GERİ GETİRMEDEN insanlık adına yapılacak tüm çabalar ve özverilerin telef olacağınıbilmek gerekiyor.

Sonuç olarak “İNSAN İÇİN İNSANSAL” Toplumu kurarken kadrolar içerisinde mutlaka KÜLTÜR DEVRİMLERİNİ önceden yapmalı, beyinlerdeki kimya bozukluklarını onarmalı ve bunu sürekli hale getirmeliyiz.Sistemi kurduktan sonrada bu devrimler bizlerin temel ilkesi olmalı ve “İNSANIN SÜREKLİ İNSAN” kalabileceği noktaya kadar devam etmelidir.

Çünku Sosyalizm eşittir İnsan için insan merkezli bir toplumdur. Kurucu kadroların beyinleri bu kapitalist deşenerasyondan kurtulamazsa,saç ayaklardan birisi eksik kalacak ve aksak bir toplum olacaktır.

İNSAN OLMAKTAN KORKMAYALIM!!!!!!!!!

M.Salih GÜLER

06/Haziran/2014

İZMİR

Hiç yorum yok: