Gören canlı, karanlık mağaraya kapatılırsa görme kabiliyetini kaybediyor.
Görme’niz için çabalıyorum. Aklı yüksek tutmaya çalışıyorum…
Türkiye yeni bir döneme girdi.
Görmeseniz bile…
Doğum sancılarının şiddetini hissetmiyor olamazsınız!..
Tarih: 4 Temmuz 2014
Hürriyet gazetesinin manşetinde Bülent Arınç var:
“Gel Denirse Gül Çevirmez.”
“AKP’nin Abi”si Arınç’ın açıklamaları şöyleydi: (Maddeleri ben koydum-SY)
1) Sayın Başbakanımız seçilip mazbatasını alınca, başbakanlık bitecek.
2) Geçici başbakan
seçilecektir.
3) Ekim ayında da genel başkan seçilir. Ondan sonraki mesele 2015’e kadar partimizin ve hükümetin götürülmesidir.
4) Ekim’deki kongrede parti, teşkilat isterse, istişareler Abdullah Gül derse, elbette Sayın Gül bu talebi geri çevirmez, Genel Başkanlığa aday olur.
İki gün sonra…
Tarih: 6 Temmuz 2014
Neler yaşandı ise Hürriyet alelacele bu kez Abdullah Gül’ü manşetine taşıdı. Gül’ün villası haberini manşetten verdi:
“Gül’ün Yeni Köşkü.”
Haber yalandı ve Gül hemen açıklama yaptı.
Şimdi…
İki gün arayla yapılan manşetleri birlikte okuyunuz; ne düşünürsünüz?
Hürriyet, Gül’ü yıpratmak mı istiyor?
Yoksa…
Erdoğan’ı ürkütmek mi istemiyor?
Doğrusu ise şu:
Zorunlu bir iktidar kavgası var…Erdoğan’ın cenazesi
Kicking Upstairs…
Yükselterek-yukarı iterek güçsüz hale getirmek, diyebiliriz…
Tarih göstermiştir ki; iktidarı ustaca kullanmayı bilenler ancak aynı yeteneğe sahip olanlar tarafından alaşağı edilebilir. Yani…
Ortaçağ, yeteneksizler yönetimidir.
“Ölmüş” yeteneksiz Erdoğan’ın “cenazesini” yeteneksiz dava arkadaşlarına kaldırtacaklar!
Gül ve Arınç (Cemil Çiçek vd), Erdoğan’ı Çankaya Köşkü’ne çıkarıp ondan kurtulup; kırıp dökmeden AKP’yi tekrar ele geçirme hesabı peşindedir. Erdoğan’ın siyasi yasaklı olduğu ve
Gül’ün başbakan olduğu 58’inci Hükümet (28 Kasım 2002-
11 Mart 2003) AKP’nin “Asr-ı
Saadet” dönemi olarak gördükleri sır değil!
Yolları aslında çok önceden ayrılmıştı fakat sandık başarısı Erdoğan’ı kaçınılmaz “tek
adam” yaptı. Aslında…
Erdoğan’ın “güç sarhoşluğu”, üç dönem seçilme dayatması ve herkesin kalbini kırması bu grubun işini kolaylaştırdı. Bugün AKP’deki sessiz çoğunluk Erdoğan’dan kurtulmayı hesaplıyor. Hepsi Çankaya Köşkü’ne “hapsedilmiş” bir Turgut Özal beklentisi içinde! Bakınız…
AKP’nin “kurt politikacıları” düğmeye Ekmeleddin İhsanoğlu’nu “çatı adayı” yaptırarak bastı!
Dikkat ediniz: Cumhurbaşkanlığı seçiminde gündemde ne var? “Eğer Erdoğan, Çankaya Köşkü’ne çıkarsa Türkiye’yi Başkanlık Sistemi’yle yönetecek!”
Aklın yerini cehalet aldı!
Yahu…
Erdoğan zaten pratik hayatta Türkiye’yi “Başbakanlık
Sistemi”yle yönettiğinin farkında değil misiniz? Erdoğan ne istedi de AKP karşı çıktı; TBMM yerine getirmedi? Sahiden Ankara’da bir Meclis’in olduğunu mu sanıyorsunuz; dekor olduğunun farkında değil misiniz?
(Erdoğan sadece Gezi Parkı’na istediğini yapamadı.)
Asıl amaç; Çankaya Köşkü’ne çıkacak Erdoğan’ı şimdiden
“topal ördek” (Lame duck)
yapmak!
Oyun kurucular arasında; muhalefetten umudunu kesen- ABD, İngiltere, İsrail’in olmadığını düşünmek saflıktır.Gül’e mesaj
Tespit: Kimi meslektaşlar, yeni kurulan Merkez Parti’nin, Gül-Arınç gibi AKP’lilerin partisi olduğunu yazdı. Hiç ilgisi yok. Merkez Parti sık sık örneğini gördüğümüz “pazarlık partisidir” sadece. Önemsizdir.
Evet ana konuya dönersek, Gül ve Arınç AKP’yi tekrar istiyor.
Gül’ün son günlerdeki “siyasete dönecek misiniz” sorusuna verdiği yanıtlara bakınız; hep bir vurguda bulunuyor: “Ben AKP kurucusuyum.” Erdoğan ise kurucusu bile değil, diye de okuyabiliriz bunu. (AKP resmi sitesinde Erdoğan kurucu gözüküyor, oysa değil. Ve aynı sitede Gül kurucu olarak gözükmüyor! Bu tür ince ayrıntılara dikkatinizi çekerim.)
Sonuçta…
Üç ay önce “siyaset planım yok” diyen Gül, bugün “milletim/partim ne derse o olacak. Millete hizmete devam
edeceğim” pozisyonuna geldi. Gül kongre çalışmalarına başlamıştır, diyebiliriz. Fakat…
İlk darbeyi hiç beklemediği bir yerden eski amiral gemisi Hürriyet’ten yedi!
Hürriyet’in kodunu çözmek zorundayız. Çünkü…
Abdullah Gül, Nevzat
Yalçıntaş’tır; yani Aydınlar Ocağı.
Abdullah Gül, İKÖ Kalkınma Bankası demektir; yani Suudi Arabistan. (Abdülaziz el-Suud Nişanı’na sahiptir.)
Abdullah Gül, Exeter üniversitesidir; yani İngiltere’dir. (Büyük İngiliz Yüksek Şövalye Nişanı’na sahiptir.)
Abdullah Gül, Erbakan’ı ilk kez ABD’ye götüren Yahudi lobisiyle tanıştırandır.
Vs…
İlginçtir, Hürriyet’in villa manşetinden sonra Gül’ün siyasete dönüp dönmeyeceğiyle ilgili konuşmalar bıçak gibi kesildi. Neler oluyor?
Ne yazık ki “bizim mahalle” sadece Tayyip mi-Ekmel Bey mi tartışması yapıp duruyor.
Ortaçağ aklın çöküşüdür… Sormayalım mı; Quo Vadimus-Nereye Gidiyoruz?
Bölge yanıyor; “yeniden yapılandırmada” Türkiye’ye hangi rol biçildi? Kişiselleştirilerek içi boşaltılan bir siyaset anlayışı, Türkiye’yi uçurumun kenarına getirdi. Ne yazık ki, hep sözde bir tehlikeyi işaret ederek, korkutarak sizi Cumhuriyet’in tasfiye memuru yapıyorlar. 1950’lilerde DP’nin imal edilmiş bir “komünist tehlikesi” vardı. Son dönemde de…
Erdoğan-Cemaat ittifakı imali “darbeci Ergenekon tehlikesi” vardı. Şimdi…
Bugün “ulusalcılar tehlikesi” imal edilmeye çalışılıyor.
Görüyorum ki, Gül ile ilgili yazdığım yazılar sosyal medyada pek paylaşılmıyor; Gül bile ehven-i şer görülüyor demek.
Ortaçağ tam da budur; her şeyden az bilenler dönemidir ve kullarında karar verme kabiliyeti yoktur.
Doğum sancılarının yaşandığı bu süreçte ilk mücadele; umutsuzluğu kimlik haline getirenlere karşı verilmelidir. Sürü olmayı-cahiliye döneminde yaşamayı kabul etmeyeceğiz. Kemalist Devrim’den vazgeçmeyeceğiz.
Ortaçağ’ı yıkacağız…Soner Yalçın
11 Temmuz 2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder